Kategoriler
Bildiri

Yeni Bir Cumhuriyet’e Doğru: Eğitim Raporu

Eğitim Komisyonu

Ayşe Çataloluk,
Erhan Nalçacı,
Mustafa Demir,
Rıfat Okçabol

Yeni Bir Cumhuriyet’te Eğitim

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki temel nitelik halk egemenliği, bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığıdır. Bu niteliklere zaman içinde laiklik, bilimsellik, yurtta barış dünyada barış, insan haklarına saygılı olma ve hukukun üstünlüğü gibi çağdaş ve evrensel temel nitelikler de eklenmiştir. Gerici 1982 Anayasa’sına göre bile Cumhuriyet, insan haklarına dayalı laik, demokratik ve sosyal hukuk devletidir. Ne yazık ki Cumhuriyet’in bu nitelikleri günümüzde geçerli değildir. Bu duruma gelinmesinin başlıca nedeni kurucu sınıfın giderek gericileşmesi ve buna bağlı olarak ülke yönetimine gerici siyasetlerin ve bürokratların tutum ve davranışlarının hâkim olmasıdır. Bunlar arasında, Cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemeyenler, din devletinde yaşamayı düşleyenler, padişahlığı özleyenler, yeterli bilgiye-görgüye-donanıma sahip olmayanlar, bilmediğinin ayrımında olamayanlar, aşırı istek ve tutkuları olanlar ve/ya da çıkarlarına öncelik verenler vardır. 

Bilindiği gibi insanların tutum ve davranışları, genelde onların eğitim-öğretim süreçlerinde edindikleri (öğrenme, anlama ve öğrendiklerini kullanmayla ilişkili) bilişsel, (değerler, tutumlar ve farkındalıklarla ilişkili) duyuşsal ve (parmak, kol ve bacak gibi organların etkin kullanımıyla ilişkili) devinimsel gelişimle bağlantılıdır. Piyasacı, gerici, ırkçı ve/ya da cinsiyetçi öğretilere yer verilen eğitim süreçlerinde yetişenlerin bilişsel, duyuşsal ve devinimsel gelişmeleri sınırlı olmaktadır. Bu tür öğretilerden geçenlerin dünyayı sağlıklı bir şekilde tanımaları, kendi yeteneklerinin ve egemenliklerinin ayrımına varıp özgürleşmeleri zor olduğu gibi, haklarını arayıp korumaları da, örgütlü hareket edebilmeleri de, yeni bir şeyler öğrenmeleri de; insan, toplum ve doğa yararına tutum ve davranış göstermeleri kolay olmamaktadır. Bu tür öğretiler olduğunda güzel sanatlara önem verilmediğinden, kişinin duyuşsal gelişimi de sınırlamaktadır. Kişinin güzel duyularının gelişmesi, vicdan sahibi olması, istek ve tutkularını dengede tutması, eline-diline-beline sahip olunması, farklılıklara anlayışla yaklaşması, kişilik kazanması, olgunlaşması zorlaşmaktadır.

Çünkü piyasacı eğitimde, öğrenci müşteri, eğitim ise meta olmaktadır. Parası olan nitelikli eğitime ulaşabilmektedir. Girişimci ve de rekabetçi öğrenci yetiştirilmektedir. Sınavlar, öğrenciyi seçme-eleme aracı olarak kullanılmaktadır. Piyasacı yaklaşımlar sonucu yoksul, yoksul olarak kalırken; varsıl, varlığını pekiştirip güvence altına almaktadır. Bu anlayışta yetişenlerin rakiplerini saf dışı bırakmak ve/ya da kazançlarını çoğaltmak için her yol deneme ve bencil olma olasılığı artmaktadır. 

Gerici öğretim süreçleri, genelde inanç ve geçmiş üzerinden yürütülmektedir. İnanca dayalı gerici öğretimde, birilerinin inancı tüm topluma dayatılmaktadır. Dayatılan inancın en üstün ve en gerçek inanç olduğu ve önceliğin ölüm sonrasına hazırlanmaya verilmesi öğretilmektedir. Geçmişe dayalı gerici öğretimde, tarihsel sürecin doğal sonucu olarak ortaya çıkan evrensel değerler yerine geçmişte kalmış, devrini tamamlamış ve işlevi yitirmiş değerler öğretilmektedir. Örneğin Osmanlı, padişah, Osmanlıca ve çok evlilik özlemi bu öğretilerin sonucudur. İşin özünde ülkemizdeki geçmişe hayranlık öğretileri, inanç öğretisiyle de ilişkili olmaktadır. Gerici öğretilerden geçenlere, genelde yaşamlarını, binlerce yıllık deneyimlerin sonunda kazanılmış ve bilimsel süreçlerde üretilmiş ve geçerliliği kanıtlanmış bilgilere göre değil de, ağırlıklı olarak öğretilen inançla ilgili söylemlere göre sürdürmesi istenmektedir. Gerici öğretimden geçenlerin, gerçeklere, yaşama ve çağdaş evrensel değerlere yabancılaşmaları ve inançları için her şeyi yapma olasılığı artmaktadır. 

Irkçı yaklaşımda, ülkede hâkimiyeti elinde tutanların ait olduklarını iddia ettikleri “ırkın” diğer “ırklardan” üstün olduğu öğretilmektedir. Bu tür öğretilerden geçenlerin etnik kökeni farklı olan yurttaşlara düşmanca yaklaşma olasılığı artmaktadır. 

Cinsiyetçi yaklaşımda da erkek egemen anlayış öne çıkarılmaktadır. Gerici ya da cinsiyetçi öğretilerle yetişenlerin toplumsal cinsiyet eşitliğini benimsememesi genelde bu nedenledir. Türkiye gibi farklı inançlarda ve de etnik kökendeki insanların yaşadığı toplumlar, esasında kültürel zenginliğe sahip olan şanslı toplumlardır. Ancak gerici ve ırkçı öğretilere yer verildiğinde bu zenginlik ortadan kalktığı gibi barış içinde yaşama olanağı da kalmamaktadır. 

Yeni bir Cumhuriyet’te eğitimin ilkeleri

  • Oysa halk egemenliğine dayalı, bağımsızlık yanlısı ve emperyalizm karşıtı bir Cumhuriyet, ancak yukarıda değinilen öğretilerden geçmemiş, o öğretilerden geçmiş olsa da onların etkisinden kendini kurtarmış, kendi egemenliğinin ayrımında olan özgür yurttaşlarla mümkündür. Dolayısıyla Cumhuriyet eğitiminin temel amacı, kendini, insanı, toplumu ve doğayı sağlıklı bir şekilde tanıyan, yeteneklerinin ve egemenliğinin ayrımında olan, laik, bilimsel ve evrensel değerler edinmiş, insana, topluma, doğaya ve emeğe değer veren, özgür yurttaş yetiştirmektir. Bu amaçla eğitim sistemi, aşağıda özetlenen niteliklere sahip olacak şekilde başta bakanlık merkez örgütü ile Talim ve Terbiye Kurulu olmak üzere yeniden yapılandırılacaktır.
  • Herkesin eğitim fırsatlarından eşit bir şekilde yararlanması ve yeteneklerine göre öğrenim görebilmesi için eğitim parasız ve kamusal olacaktır. Özel okullar ve yurtlar ile vakıf üniversiteleri kamulaştırılacaktır. Tarikatlara ait olan okul ve yurt gibi kurumlar ise kapatılacaktır. Kamusal eğitim, laik, bilimsel ve de bireyi, toplumu ve doğayı önceleyen bir içerikte olacaktır. Bu içerikte piyasacı, gerici, ırkçı ya da cinsiyetçi öğretiler olmayacaktır. Bu tür öğretilere kalkışan öğretmenler, meslekten çıkarılabilecektir. Eğitim-öğretim süreçlerinde karma eğitim uygulanacaktır. Tüm derslerde öğrencilerin birlikte yaparak, yaşayarak ve tartışarak öğrencinin etkin bir şekilde öğrenme sürecine katılmasına özen gösterilecektir.
  • Eğitim-öğretim süreçlerinde öğrencinin duyuşsal gelişimini sağlayacak güzel sanat dersleri ile öğrencinin devinimsel gelişimini sağlayacak laboratuvarlar, spor salonları, işlikler ile beden eğitimi, el sanatları, resim ve seramik gibi derslere, bilimsel dersler kadar önem verilecektir. 
  • Okullarda öğrenci sayısıyla orantılı olarak resim ve müzik öğretmenleri rehber ve psikolojik danışman bulunacaktır. Eğitim-öğretim süreçlerinde, öğretmensiz dersler, sözleşmeli personel, taşımalı eğitim ile birleştirilmiş sınıflar olmayacaktır. 
  • Okulöncesi eğitim, ilk ve ortaöğretim zorunludur. Zorunlu eğitim-öğretim süreçleri inançlardan bağımsız olacaktır. İlköğretim 8 yıldır. Okulun fiziksel durumuna göre bu düzeyde 5+3 şeklinde de eğitim yapılabilir. Öğrencilerin yaşadıkları yöredeki ilköğretim okuluna gitmelerine özen gösterilecektir. Fiziksel olarak bunun mümkün olamayacağı durumlarda yatılı okul seçeneği kullanılacaktır. Yedi yaşını dolduran ilköğretime başlayacak ve ortaöğretime geçiş, sınavsız olacaktır. 
  • Zorunlu eğitim süreçlerinde, sınıf öğretmeni-rehber öğretmen-öğrenci ve veli işbirliği içinde ders geçme ve kredili sistem uygulanacaktır. Ders kitaplarıyla araç gereçleri bakanlık tarafından üretilecek ve zorunlu eğitimde okuyan öğrencilere parasız dağıtılacaktır. Sınavlar öğrenciyi seçme-eleme aracı değil, öğrencinin gelişimini değerlendirip öğrenciye geri bildirim verme aracı olarak kullanılacaktır. 
  • Zorunlu eğitimde imam hatip ortaokulu ve lisesi, nitelikli lise, Anadolu lisesi, meslek lisesi ya da açıköğretim gibi ayrımlar olmayacaktır. Mesleki eğitim, meslek yüksekokullarında verilecektir. 
  • Okul öncesinde ve ilköğretimde, ya öğrenciler anadillerinde öğrenim görecektir. Sınırlı sayıda yurttaşların kullandığı anadillerde eğitim yapılamayacağı durumlarda, çocukların öncelikle anadillerini öğrenmelerine özen gösterilecektir. 

Toplumda var olan anadiller dışındaki yabancı diller seçmeli ders olacaktır. Eğitim kademelerinin hiçbirinde yabancı dille eğitim yapılmayacaktır. Ancak öğrencilerin en az bir yabancı dil öğrenmeleri sağlanacaktır. 

  • Ortaöğretim, çok amaçlı lise niteliğinde olacaktır. İlköğretimin son yıllarında ve liselerde öğrencilerin eğilim ve yeteneklerini ortaya çıkarmasına ve üretim sektörünü tanımalarına yarayacak uygulamalı-mesleki dersler de olacaktır. Ortaöğretimde çok dikkat ve özenle tasarlanmış ve tüm inançlara eşit mesafede olacak şekilde hazırlanmış “karşılaştırmalı dinler tarihi” gibi bir ders açılabilecektir. 
  • Öğrencinin ilgi ve yetenekleri yakından izlenecek ve veli-öğrenci-rehber öğretmen değerlendirmesine göre öğrenci akademik ya da mesleki alana yönlendirilecektir. Mesleki eğitimde, ya modüler nitelikte olan mesleki-teknik derslerden belirli sayıda ders alanlar, ilgili alandaki meslek yüksekokuluna doğrudan geçiş yapabilecektir; ya da öğrenciler ortaöğretimin son yılında, mesleki teknik dersler alarak meslek yüksekokulunun ilgili alanına doğrudan geçiş yapacaktır. Akademik ya da sanat alanlarına ilgisi ve yeteneği olanlar ise aldıkları derslerle ilişkili yükseköğretim programına geçiş yapabilecektir. 
  • Yükseköğretim olanakları yeterli düzeye getirilene değin, akademik ve sanat eğilimli öğrenciler ortaöğretim başarı puanına göre yükseköğretim programına girebilecektir. Yükseköğretim olanakları yeterli düzeye geldiğinde yükseköğretime sınavsız geçiş olacaktır.
  • Her okulda öğrenci birlikleri oluşturulacaktır. Öğrenci birliklerine tartışma ve ortak karar alıp uygulama, örgütlü hareket etme alışkanlıkları kazandırılacaktır. Öğrenci birliklerinin okul gazetesi çıkarma, münazara, panel ve konferans düzenleme, toplum ve doğa yararına imece usulü etkinlikler düzenlemeleri özendirilecektir. 

Okul yöneticileri, öğretmenlerle idari personel ve öğrenci temsilcilerinin katılımıyla yapılacak seçimle belirlenecektir. Milli eğitimin il ve ilçe örgütleri, yerel yönetimlerin katkı ve sorumluğunu artıracak şekilde yapılandırılacaktır. 

  • YÖK kaldırılacak ve yerine bir Yükseköğretim Eşgüdüm ve Planlama Kurulu (YEPK) oluşturulacaktır. YEPK’de, eğitim ve sağlık gibi temel bilim alanının akademisyenlerinin temsilcilerinden oluşacak alt kurullar bulunacaktır. YEPK’nin yönetim kurulu, alt kurulların başkanları ile milli eğitim bakanlığını, bilimsellik ve özerklik kazandırılmış TÜBİTAK, TÜBA ve emek örgütlerinin temsilcilerinden oluşacaktır. 

Bilimsel, yönetsel ve mali özerkliğe sahip üniversiteler, tüm emekçilerin temsilini sağlayan bir düzenlemeyle kendi yöneticilerini seçecektir. Akademik kurullarda öğrenci temsilcileri de bulunacaktır. Üniversiteler belirli düzeyde üniversiteleştiğinde, kendi personelini kendi seçecek ve akademik unvanları kendisi verecektir. Akademik unvanlar, üniversitede çalışıldığı sürece kullanılacaktır. Öğretim elemanları tam gün çalışacaktır. 

  • Öğretmen ve akademisyenlere, ek iş aramalarını gerektirmeyen düzeyde maaş verilecektir. 

Zorunlu eğitim kurumlarıyla yükseköğretim kurumlarında, merkezi denetimden önce iç-öz denetime önem verilecektir. Özel okul-devlet okulu ayrımının kalmadığı bu koşullarda bütün öğretmenlerin sosyal hakları eşitlenecektir. Bugünün “atanamayan öğretmen” sorunu geniş bir öğretmen istihdamıyla çözülecektir.

  • Öğretmen yetiştirme programları, adayda öğretmenlik sevgisi ve sorumluluğunu geliştirecek genel kültür dersleri eklenerek yeniden yapılandırılacaktır. Eğitim bilimlerinde lisansüstü programa başvuranlarda, en az üç yıllık öğretmenlik yapanlara öncelik verilecektir. Eğitim fakültelerinde temel işlevi, geldiği günden mezun olana kadar öğretmen adayının beslenmesinden kültürel gelişimine kadar her sorunuyla ilgilenmek olan personel istihdam edilecektir. Eğitim fakültelerine öğretim elemanı alınırken, öğretmenlik deneyimi olmak tercih sebebi olacaktır. Ülkede var olan anadillerin yaşaması için ilgili anadillerinin öğretmeni de yetiştirilecektir.
  • Kamusal nitelikteki yetişkin eğitimi kurumları, eğitim bakanlığı ile yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunda olacaktır. 

Demokratik kitle örgütlerinin birey, toplum, çevre ve doğa yararına etkinlikler düzenlemesi özendirilecektir.